Etiket: çalışan

sperm bankasında çalışan alman kızını bo..

Hikayelerinizi ilgiyle okuyorum. Ben de başımdan gelen bir olayı anlatmak istiyorum sizlere.Adım Erhan. Hamburg’ta yaşayan 23 yaşlarında uzun boylu ve yakışıklı bir gencim. Siyah saçlarım ve uzun kirpikli gözlerimle sürekli kadınların ilgisini çekmişimdir. Hatta gurur duyduğum bir özelliğim varsa o da cinsel organımın büyüklüğüydü. Uzun süredir işsizdim. Arbeitsamt’tan aldığım işsizlik yardımı yetmiyordu. Birşeyler yapıp para kazanmalıydım. Günlük Alman gazetelerini kurcalarken gözüme bir ilan ilişti: “Samenspende, 300 bis 3000,- DM” Yani sperm bağışı yapmak isteyenler ortalama 3000 marka kadar kazanabiliyordu!Tereddüt etmeden telefon açtım. Paraya ihtiyacım vardı, neden olmasındı… Telefondaki bayan bana ertesi güne randevu verdi. Gittim. Hastaneye hiç benzemeyen 3 katlı oldukça lüks bir binaydı. Beni sarışın genç bir kadın karşıladı. Bekleme salonunda bir süre bekledikten sonra bana verilen formları doldurdum. Sonra laboratuvara geçtik. Spermlerini bağışlayacak olan nsanların kendilerini rahat hissetmesi için daha çok bara benzetilmişti. Bürokratik işlemlerden sonra sıra bana geldiğinde özel bölüme geçtim. Genç bir kız yanıma gelerek bana adının Petra olduğunu yardımcı olmak için görevlendirildiğini söyledi.Bölümde yalnızdık. Kızcağız elinde özel bir kutu tutuyordu. Pantolonumu aşağı sıyırdım. Haydar inikti. Almanya’da büyüdüğüm için perfekt Almanca biliyordum. Yüksek Almanca konuşarak kıza bu şekilde boşalamayacağımı bana yardımcı olması gerektiğini söyledim. ?aşırmadı, sürekli olarak bu şekilde teklifler aldığı belli oluyordu. Sanırım dudakları da herkesinkini ağzına almaktan yalama olmuştu. Dizlerinin üstüne çömelerek benimkiyle oynamaya başladı. Beyaz ve minik elleri profesyonelce çalışıyordu. Benimki yavaş yavaş kalkmaya başladı. Haydar’ın bütün haşmetiyle büyüdüğünü gören kız da heyecanlandı. Yanaklarının kırmızılaştığını görünce kızın tam da kıvama geldiğini anladım.Ellerimle başından tutarak aşağı doğru ittim. Anlamıştı. Yavaşça sikimin ucunu ağzına alarak diliyle yaladı. Sonra tamamını ağzına alarak sakso yapmaya başladı. Kocaman yarağımı köküne kadar ağzına alıyor, vantuz gibi çekiyordu. Ağzının içi ateş topu gibiydi. Ben de bu arada sarı saçlarıyla oynuyor arada bir yanaklarını okşuyordum. Kızın sarı yumak gibi duran başı ileri geri doğru gidip geldikçe ben de zevkten bayılıyordum.Petra’nın yarı açık duran elbisesinin üzerinden aşağı baktığımda ceviz büyüklüğünde olan göğüsleri dikkatimi çekti. Ellerimi bu sefer o harika yuvarlaklara doğru kaydırdım. Sütyen giymemişti. Seri bir hareketle içeri doğru daldırdım. Yumuşacıklardı. Petra, onun göğüslerinin uçlarını okşayınca artık dayanamayacağını söyleyerek onları yalamamı rica etti.Seri bir hareketle Petra’nın üzerindeki elbiseyi yukarı doğru sıyırarak çıkardım. Sonra da gögüslerine saldırdım. Ceviz büyüklüğündeydiler ve ağzımı dolduruyorlardı. Minik uçlarını emmeye başladım. Bu arada ellerimle kalçalarını ve götünü okşuyordum. Ellerimi kilotunun arasından sokarak parmağımın ucuyla bızırının üzerine baskı yapıyordum. Ellerime kaygan sular değince artık onun sikişe hazır hale geldiğini anladım. Petra’ya yavaşça “sana amdan girebilir miyim?” dedim. Almanya’da böyleydi, izin almazsan tecavüz sayılırdı. Ömrümün geri kalan kısmını bir am uğruna hapiste geçirmeye niyetli değildim! Petra dünden razıydı. Tamam dedi ve pahalı bir mağazadan alındığı belli olan çiçekli kilotunu kendiliğinden çıkardı. Amı bütün güzelliğiyle bir şeftali gibi ortaya çıkmıştı. Sarı sarı kılları vardı.Ben de aşağı doğru eğilerek dudaklarımı sarı kılların arasına gömdüm. O sabah banyo yapmış olmalıydı ki mis gibi şampuan kokuyordu. Almanya’nın ünlü parfüm firması Douglas’tan hatırladığım o şampuan kokusu amının kokusuna karışıyor ve ortaya inanılmaz güzellikte bir şehvet kokusu çıkıyordu. Dilimi o tatlı ve pembe yarığın içine daldırdım. Petra zevkten ah diye çığlık attı. Sesi öbür odadan duyulabilirdi. Ama umurumda değildi. Bu am yalanacak amdı. Kızın amından akan suları zevke yalamaya ve yutmaya başladım. Benimki artık kemik gibi olmuştu. Sertlikten ağrımaya başlamış ve artık bir an önce o sıcak yuvaya girmek istiyordu.Kız zevk sesleri çıkarmaya başlayınca paniğe kapıldım. Yakalanmak istemiyordum. Ayağa kalkarak kızın dudaklarını dudaklarımla öptüm. Dilini yalarken kızın kalçalarından yakaladım ve yukarı kaldırarak bacaklarının arasına girdim. Son olarak ondan bir daha izin aldım. Benim koca haydarı Petra’nın kaygan ve sıcak amının üzerine bir iki defa sürtünce Petra artık yalvarmaya başladı. Bitte, bittte! Lütfen gir içine artık! Tamam yavrucuğum diyerek yarağımı olanca büyüklüğüyle içeri doğru ittim. Ama susamış yarağım o karanlık, kaygan ve sıcak koridorda hızla ilerliyor ve arada bir geri giderek tekrar hamle yapıyordu. Dakikalar ilerliyor, buharlı bir trenin pistonları gibi içeri sürekli giriyor, çıkıyor ve onun amını yırtarcasına pompalıyordum. Petra zevkten dört köşe olmuştu. Hem inliyor, hem nasıl olur da bir Türkle daha önce tanışmadığına yanarak o anın tadını çıkarıyordu. Bir ara kendini kayberedek zevkten keskin tırnaklarını sırtıma batırmış ve omuzumda ince çizikler açmıştı.İkimizde yolun sonun gelmiştik. Petra sarsıla sarsıla boşalmaya başladı. Sikimin ucu alev topuna girmiş gibiydi. Amının kızgın suları karşısında ben de dayanamayarak bir füze gibi içine patladım. Her tarafı sperm dolmuştu. Lütfen çıkarma diye yalvardı. Haydarı bir süre içinde beklettim. Petra bu anı sonsuza kadar uzatmak ve tabiatın ona sunmuş olduğu bu lezzeti doyasıya tadmak istiyordu.Ha, söylemeyi unuttuğum bir olay var. Petra meğersim bakireymiş. Toparlanmaya çalışırken, bacaklarının arasından sızan incecik kan onu ele verdi! Meğersem onun ilk erkeğI benmişim!10 dakika “pause” yaptıktan sonra bu sefer tekrar ağzına alarak beni hazırladı. Ama bu sefer kutuya boşaldım ve çıkarken paramı peşin aldım. Bu iş çok hoşuma gitti. Artık sık oraya gidiyor, hem Petra’ya yerleştiriyorum hem de para kazanıyorum!Son olarak, Petra bir bayan arkadaşına “Demir gibi bir sikici Türk” diye benden ve benimkinin ne kadar büyük olduğundan bahsetmiş! O bayan benimle tanışmak istiyor. Ben de Petra’ya bu Işin bedava olmayacağını ama eğer ödeme yaparsa ikisiyle de beraber olabileceğimi söyledim.Şimdi cevap bekliyorum. Beni handy’den ararlarsa gideceğim.Ne dersiniz, jigololuğu becerebilir miyim sizce?
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

Otelde Paralı Çalışan Rusla Seks Hikayem

Merhaba porno hikaye okurları, okurlarımızın birisinden gelen ve gerçek olduğunu vurgulaya bir seks hikayesini sizlerle paylaşmamız üzerine bize göndermiş. Konu biraz uzun ama ilgi çekici ve okumaya değer bir  seks hikayesi. Hem Aşk, hemde seks içeren bu konuda tüm okurlarımıza keyifli dakikalar dileriz.
 
Yıllardır tanıdığım bir hanım arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Beni görünce sevinmiş, eski günlerden sohbete dalmıştık. Bana bitişik dairesinde Hülya isminde bir kadının oturduğunu, çok güzel kadınlar pazarladığını anlatmaya başlayınca konu ilgimi çekti. Fakat ne yazık ki, güzel kadınları pazarlayan Hülya hanımın faaliyetinden apartmanda oturan diğer sakinlerin haberi olmuş ve binayı terk etmesi istenmiş. Hanım arkadaşım, zamparalık edebileceğim bir kaynağı bana geç bildirmişti. Üzüldüğümü görünce “Bugün sen gelmeden biraz önce kapım çalındı. Açtığımda karşımda çok güzel bir kadın duruyordu. Böyle bir güzellik ben hayatımda hiç görmedim. Dünya sinemalarında bile bu kadar güzel kadın yok. Kimi aradığını sorduğumda anladım ki, şu bizim taşınıp giden Hülya hanımı arıyordu. Taşındığını söyledim, bana Sirkeci’de bir otelde kaldığını söyleyip telefonunu ve çağrı numarasını verdi. Eğer Hülya hanımı görürsem vermemi rica etti.
Şimdi sana onun kaldığı otelin telefon numarasını ve çağrı numarasını vereyim. Bu kadını git mutlaka bul. Çok güzel bir kadın, belli ki fahişe olarak çalışıyor. Kadın zaten Rus’muş” deyince merakım iyiden iyiye arttı. Hanım arkadaşımdan kadının adının Marina olduğunu, Sirkeci’de bir otelin 301 numaralı odasında kaldığını öğrenmiştim. Onun yanından ayrıldığımda da saat henüz 18.30’u gösteriyordu. Bir an karar veremedim fakat, tek başıma evde ne yapacağımı düşünüp şu çok güzel olduğunu öğrendiğim Marina’yi gidip bulmaya karar verdim. Hanım arkadaşımın sözünü ettiği Sirkeci’de ki otele gittim. Lobide oturanlara bir göz attım, hemen hepsi yabancı oldukları belli olan kadınlar ve erkekler vardı. Kendi aralarında konuşuyorlar, gülüşüyorlar ve otele giren hemen herkesi tepeden tırnağa şöyle bir süzüyorlardı.
Resepsiyondaki genç görevliye Marina isminde bir Rus hanımı aradığımı söyledim. Resepsiyon görevlisi önce bir duraladı, tepeden tırnağa beni süzdü, hemen eline bir 250 binlik sıkıştırdım, gülümsedi ve oturup beklememi söyledi. Lobideki koltuklardan birine oturdum. Karşımda oturan genç kadınlar ilgiyle gözlerimin içine bakmaya başlamışlardı, belliki onlar da müşteri bekliyorlardı. Bu oteller olmasa biz erkekler çok şeyden mahrum kalacağız. Özellikle son yıllarda ülkemize gelen Romenler, Macarlar ve Ruslar içimizin açılmasına, yaşamlarımızın renklenmesine vesile oldular. Oteller de bu konuda gerçekten iyi hizmet veriyorlar. Kahvemi yudumluyordum ki, karşımda pırıl pırıl bir sarışın belirdi. Omuzlarından aşağılara dökülen saçları, yemyeşil gözleri, 1.90’a yakın boyu, ayak bileklerine kadar inen vizon mantosuyla çarpıcı bir güzellik bana gülümsüyordu. Elini uzatıp düzgün bir Türkçeyle “Ben Marina, merhaba” der demez, ayağa fırladım ve yumuşacık zarif elini yakaladım.
Avuçlarımın içine aldığım elini bırakamıyor, gözlerinin içinden kendimi bir türlü kurtaramıyordum. Şaşkınlıktan çok tam anlamıyla vurgun yemiş bir dalgıca dönmüştüm. Böyle bir güzelliği hayatımda hiç görmemiştim. Hanım arkadaşımın sözleri kulaklarımda çınladı; “Ben, Dünya sinemalarında bile bu kadar güzel kadın görmedim”. Gerçekten de çok güzeldi. Yüzündeki sımsıcak ve masum ifade nasıl oluyorsa garip bir erotizm yayıyordu. Etli dudakları gülümserken bembeyaz tenine öyle güzel yayılmıştı ki… Karşımdaki koltuğa gömülürcesine oturup bacak bacak üstüne attı, aman Tanrım!.. Dizlerinin biraz üzerine kadar açılan bacaklar, olsa olsa mitolojideki “Venüs”de olabilirdi. Ya da, mitolojideki Venüs’ün kendisi bu kadın olmalıydı.Vizon kürkünün yakasından taşan dolgun göğüslerinin silikon torbası olup olmadığını anlamak için, gözlerimi dikmiş bakıyordum. Bu göğüsler silikon torbası olamazdı. Zarif burnuna dikkat ediyordum, bu burun da doğaldı. Hiç bir estetikçinin beceremeyeceği kadar zarif bir burnu vardı. Ona hanım arkadaşımdan söz ettim ve kendisini çok beğendiği için tanışmamı önerdiğini anlattım. Arkadaşımın sözünü dinlediğim için çok isabetli davrandığımı, gerçekten de çok hoş ve güzel olduğunu, birlikte olmak istediğimi söyledim.
Kendisinden çok emindi, benim söyleyebildiklerimin çok daha fazlasını kimbilir kaç erkekten ve kaç kadından dinlemiş olmalıydı. Karşısında aptallaşmış bir adam olarak kaldığımın farkındaydım. Benimle birlikte olabileceğini, Türkiye’ye para kazanmak için geldiğini, birlikte olmamızın bedelinin 100 dolar olduğunu söyledi…Bu kadın eğer benden çok daha fazlasını istemiş bile olsaydı, kabul etmeye razıydım. Evime gidip gidemeyeceğimizi sordum. “Elbette daha rahat edersiniz. Eğer isterseniz birlikte kaldığım bir arkadaşım daha var. Onu da alalım” dedi. Ben kararımı çoktan vermiştim. Bu kadından başka bir kadınla birlikte olmaya hiç niyetim yoktu. Ama, yine de arkadaşını görmek istedim. Resepsiyona gidip odasına telefon açtı. Kısa bir süre sonra, birlikte kaldıkları Olga da çıkıp geldi. Mini mini eteğinin altından sütun gibi bacakları, dekoltesinden dolgun memeleri ilk bakışta göz alıyordu ama, Marina’nın yanında çok sönük kalıyordu. Ben, kendisiyle kalmak istediğimi ama, isterse arkadaşının da gelip misafirim olmasından hoşnut olacağımı söyledim.
Otelden birlikte çıkıp evime geldik. Yolda bir an önce evime varabilmek için olmadık atraksiyonlar yapıp birkaç kez kaza yapmaktan kıl payı kurtulmuştum. Eve girer girmez müzik setine yönelen Olga, hoşuna giden kasetleri çalmaya başlamıştı. Marina’ya rahat etmesini, kürkünü üzerinden çıkarmasını söyledim. Kürkünün önünü açınca ikinci vurgunu yememe neden oldu. Meğerse kürkünün altında yalnızca iç çamaşırları varmış. Salonun ortasına geçip, ekseni etrafında şuh bir hareketle döndü.Upuzun bacakları, incecik beli, sutyenine sığmayan dolgun göğüsleri, anlatılmaz güzellikte kalçaları… O anda utanmasam üzerine çullanacaktım. Birer kadeh içki ikram ettim ama, bir an önce de yatak odama geçmek istiyordum. İçkisinden bir yudum alıp, Olga’yla dans etmeye başladılar. Gerçek bir Venüs’ü andıran Marina’nın müzik eşliğinde kıvrım kıvrım kıvrılması, erotik hareketleri, kalp atışlarımı hızlandırmış, kanımı bir anda tutuşturmuş ve en önemlisi yarağımı zaptedilmez bir hale getirmişti. Dans ederken, pantolonumun önündeki kabarıklığa bakıyor, gülüyordu.Yanıma gelip pantolonumun fermuarını açtı ve sikimi dışan çıkardı. Biraz okşadıktan sonra da başını dudaklarının arasına alarak dilini başımda dolaştırdı ve kahkahalarla karışık yanımdan kaçarcasına uzaklaştı.
Olga’yla birlikte dimdik olmuş sikime bakıp gülüyorlardı. Tekrar yanıma geldi ve beni soymaya başladı. Çırılçıplak kalmıştım. Sutyeninin kopçasını açtım, iri dolgun ve dimdik göğüsleri ortaya çıktı. Olga’ya yan gözle baktığımda onun biz yokmuşuz gibi dans ettiğini gördüm.İri, dolgun kalçalarını sımsıkı saran mini eteği, her hareketinde daha da yukarıya sıyrılmış, kalçalarının olduğu gibi ortaya çıkmasına neden olmuştu. O kadar kıvrak dans ediyordu ki, bizimle hiç ilgilenmiyordu…
Marina’yı elinden yakaladığım gibi banyoya yöneldim. Duşun altında çılgınlar gibi öpmeye, bacaklarını, kalçalarını okşamaya ve o içimi eriten göğüslerini emmeye başlamıştım. O da hiç boş durmuyor, ellerini ve dudaklarını tüm vücudumda dolaştırıyordu. Banyodan beni çıkartan Marina oldu… Yatağa birlikte öpüşerek uzandık. Başını bacaklarımın arasına gömmüş, sikimi yalıyor, ağzının içine alıp başını hızla hareket ettiriyor, beni çılgına çeviriyordu. Bir kadın ancak bu kadar güzel ağız seksi yapabilirdi.Dilini nerelere dokunduracağını, dudaklarını nasıl kullanacağını, ne şekilde emeceğini öyle iyi biliyordu ki… Nefis kalçalarını ve amcığını gözlerimin önüne sermişti. Dayanamayıp ben de onu dilimle yalamaya başladım.
Çok geçmeden aminin dudakları bile içinden gelen ıslaklıkla sulanmıştı ve müthiş güzel bir tadı vardı…Dilimi aminin içine sokup dolaştırıyor, dudaklarımı dudaklarının içine sokmaya çalışıyor, kalçalarının arasını okşuyor, parmağımı deliğinin çevresinde dolaştırıyordum. Ve o da bütün bunlardan hoşnut olarak kalçalarını çalkalıyor, amini ağzıma bastırdıkça bastırıyordu. Ne kadar süreyle beni emdi, ben onu ne kadar süreyle emip yaladım hiç hatırlamıyorum. Bir ara dilimi götünün deliğinden içeriye soktuğumu ve müthiş zevk aldığımı, tam o anda da sarsılarak boşaldığımı anımsıyorum yalnızca…Boşalmıştım ve sikim küçücük olmuştu. Marina, sevişmeye hiç ara vermeden okşamalarını sürdürüyordu. Ve sandığımdan çok daha kısa bir sürede sikimi yine kaldırmıştı.